![]() |
|---|
![]() |
FELSEFENİN PERDE ARKASI Felsefe tarihine baktığımızda, mason kimliği ile dikkat çeken daha pek çok ateist ve din aleyhtarı düşünüre rastlarız. David Hume, Holbach, Schelling, John Stuart Mill, Auguste Comte, Marquis de Sade gibi düşünürler, ya da Emile Durkheim, Ferdinand Tönnies, Herbert Spencer, Sigmund Freud, Henry Bergson, Erich Fromm gibi sosyal bilimciler bunların arasında sayılabilir. Çoğu aynı zamanda Yahudi asıllı olan bu insanlar, toplumu dinden koparmak, tümüyle din-dışı bir toplum düzeni ve ahlak anlayışı kurmak için çaba harcamışlardır. Tüm bunların arasında Charles Darwin'in özel bir yere sahip olduğunu belirtmeye ise herhalde gerek yoktur. Allah'ın varlığının apaçık olan dellilleri, işte bu nedenle bu insanlar tarafından görülmez. Daha doğrusu görülmek istenmez. Dahası, aynı insanlar Allah'ın varlığına imanı engellemek, bu inançsızlığı toplumun geneline yaymak için de büyük bir çaba yürütürler. Böylece ortaya ya Allah'a inanmayan, ya da Kuran'ın ifadesiyle O'nu "unutmuş" kitleler çıkar. (Mücadele Suresi, 6) İnsanların çoğunun Allah'ı hiç anmadan yaşamalarının, O'ndan bağımsız bir hayat sürdüklerini sanmalarının nedeni budur. Ancak bu "kuru kalabalık" insanı aldatmamalıdır. Çünkü Allah Kuran'da zaten insanların ancak çoğunun iman etmeyeceğini haber vermektedir. (Rad Suresi, 1) Dahası aşağıdaki ayetle de insanı bu konuda uyarmaktadır: Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler.' (Enam Suresi, 116) 74. C. L., "Mason Aleyhtarlığı", Mimar Sinan, Yıl 4, Sayı 13, 1973, ss. 87-88.
|
![]() |
|---|